Çarşamba, Ocak 03, 2007

Mektuplar 3 (Gece Yalanları)

Hiç kimseye;

Küçük balkonumun beyaz tülünü havalandırıyor rüzgar. Yeni yılın ilk haftasında yağmur yağıyor pencere pervazlarına. Ilık geçen yaz gecelerini özlüyorum. Bir yılı daha devirmenin yorgunluğunu ekliyorum solgun ruhuma. Biraz daha olgunlaşıyor, daha kadınsı atıyor kalbim. Hissediyorum, dudaklarım daha kırmızı.
Mumları söndürmeliyim uyumadan önce. Üstümdekileri çıkarmasam da olur, gözlerimi silmesem de ne fark eder? Az önce bitirdiğim şarap şişesine sarılıp uykuya dalıyorum, darmadağın saçlarım bomboş yatağımın üstüne saçılıyor.
Geriye sadece pervasızca yağan yağmur, birkaç bitik mum, kullanılmış mendiller, boş bir kadeh ve gece yalanları kalıyor.
Düşlerimde bile yorgunluk belirtisi var oysa. Melankolinin tuzaklarına düşmemek için telefonumu şu an hatırlayamadığım bir yere sakladım. Kimseye ulaşamamak, ulaşıp da kendimi aciz duruma düşürmemek için.
Kendime söylediğim yalanlardan bir kitap daha yazabilirim şimdi. Oysa kanıyor elim kolum, kalbim. Beni aynalarla dost yapan adamlar nerelerdesiniz? Hiçbiriniz, gelmediniz. Biliyordum ya, hiç kimseydiniz.
Sende de var onlardan biliyorum,
gece yalanlarından..
Birkaç gün önce eski bir cd buldum masamın çekmecesinde. İçinde sana ait, senin zamanına dair parçalar vardı. Yazılar, yazışmalar, fotoğraflar. Olabilecekleri göze alıp hepsine baktım teker teker. Düğümlendi boğazım, eski kokuları duyar gibi oldum. O cd yi atmadım, kırmızı defterimin yanında duruyor. Hayatımdan koparılmış bir parça oracıkta uzanıyor şimdi.
Nefret etmekten de yorgunum en az yeni bir aşka başlamaktan yorgun olduğum kadar. Aynı adımları atmaktan sıkkın, düşlerini bir kuytuda bırakıp kaçmış soğuk bir kadına dönüşüyorum.
Bir şişe şarap kaç kadehe denk geliyordu? Hatırlamıyorum. Artık seninle ilgili tek bir parça bile anımsamıyorum. Adını, gözlerini, gülüşünü, sesinin tonunu, boynunun kokusunu, bana şarkılar söyleyen dudaklarını … unuttum.
Hangi şehirdeyim?
Sabahın kaçı?
Ocak ayı ama hangi yılın?
Gördün mü? Unutmayı başarıyorum…
Bu kaçıncı mektubum sana? Ulaşmadığını bile bile inatla yazmamın nedeni nedir öyleyse? Bilmiyor musun?
Öyleyse ben de bilmiyorum.
Üzülmüyorum, ağlamıyorum yanılıyorsun.
Git artık karşımdan…