Cuma, Şubat 16, 2007

Boş..

Birkaç paragrafa ihtiyacım var bu gece. Hayır, birkaç cümle de yeter aslında. Vazgeçtim. Bir tane söz bile yeter(di).
Ben, ben gibi davranmasaydım; kırmasaydım, uzaklaştırmasaydım kendimi bunca güzel şeyden; kendince eğlenen "pollyanna" gibi davranmasaydım aylarca, hayır, yıllarca; kanayan yerlerimi gösterseydim savaş yaralarını gururla gösteren gaziler gibi; dökülen yaldızlarımın yerlerini ucuz, adi boyalarla kapamasaydım;beni kendince “normal” sayanlara bu kadar yürekli karşı gelmeseydim…
Belki, belki bu gece biraz daha az karanlık görünürdü yüreğime.
Uzun, soluksuz, katıksız,savunmasız bir uykunun ardı sıra ağıt yakar buldum kendimi, hiçbir yaşam belirtisi göstermeyen ruhsal varlığımın yanı başında.
Beklediğim bu muydu, düşlediğim böyle miydi?
Ben, çocukluk heveslerimi bunun için mi erteledim?
Ben, yıllarımı böyle biri olmak için mi harca(ma)dım?
Düşünüyorum.. Delik deşik edilmiş hayal dünyamı onarıp, kalbime giden tüm yolları ortadan kaldırıncaya kadar düşündüm değil mi? Gecelerce, Tanrı’nın sevgilileri aynı siyah, parlak örtünün altına sarmaş dolaş, yürek yüreğe uyusunlar diye bahşettiği geceler boyunca kendime dolanıp kararlar almadım mı?
Hüzün, hayal kırıklığı, umutsuzluk içinde direnen küçük bir parça umutluluk ve mutluluk…
.. ve en çok da boşvermişlik.
İnsanı yanıltan, koyu, yapış yapış bir boşvermişlik ruhuma, kalbime, rüyalarıma, hayallerime dolan.
İşte bunlar bana olan…