Salı, Temmuz 10, 2007

Son Üç Günün Hava Raporu

Cuma : Üç yıl boyunca gizlice sevdiğim biriyle ona dersinde yardımcı olmak için buluştuk. Her zamanki şirin ve farklı görünümüyle beni vapur iskelesinde karşıladı, taksiyle evine gittik. Doğrusu bu kadar hoş ve kibar karşılanacağımı hiç tahmin etmemiştim. Aynı zamanda profosyonel fotoğrafçı olmasına çok az kalmış L. ders çalışma molalarında elliden fazla fotoğrafımı çekti. Hava, bir mucize gibi kapkara bulutlarla doluydu, sanki kasım ayından aşırma bir günü yaşıyor gibiydik. En üst kattaki evlerinin balkonundan baktığımda çamlıca tepesindeki kuleleri görebiliyordum. Martı çığlıkları, yağmur sesine karışıyordu, ürperiyordum. Tüylerim uzun zamandan beri ilk kez diken diken oluyordu. Balkonda yağmura karşı ders çalıştık, sıkılınca fotoğraflarımı çekmeye başladı. Zaman ilerledikçe soyunmaya başladım yavaş yavaş. Utanarak söylüyorum ki sözleriyle öyle ikna etti ki beni , ilk kez yarı çıplak poz verdim. Anladım ki çok zor birşeymiş fotomodel olmak. Utanmam gülümsemesine neden oldu, açıklayamadım bir türlü, dilim tutulmuştu bir kere. Sonra sıkıldığımı anladığında bana kendi çektiği kısa filmini izlettirdi, müzik koydu ardından dans ettik. Tuhaf, eşi benzeri olmayan bir çocuktu, hep öyle kalacak benim için L. Ayrılık vaktine çok az kala mutfakta sohbetimizin rotası ilginçliğe doğru değişmekteydi. Benim hakkımda söylediklerinden en hoşuma gideni şuydu: "Senin bir tarzın var, sanki, sanki bir asil gibisin, bizim yaptığım yanlışları sen hiçbir zaman yapmazmışsın gibi, işte bu tarzını seviyorum." Sonra "sen de beni tanımla" dediğinde de hiçbir şey diyememiş adeta melül melül baktım yüzüne. Cesaretimi topladığımda, benim için önemli sayılacak sözcüklerden oluşan ve çok zamandır kendimde tuttuğum o cümleyi kurdum: " Hayatım boyunca karşılaştığım erkeklerin çok azında rastladığım birşey oldu. Sen beni etkiliyorsun" deyiverdim. Her zamanki muzip bakışlarıyla yaklaştı, "öyleyse sevinmeli miyim?" diye sordu. " Bilmiyorum" dedim, en şirin halimle. Daha da yaklaştı, tereddütsüz sarıldı. Elleri bütün sırtımı dolaştı, sıkı sıkı sarıldı. Derken telefonu çalmaya başladı, sarılmasına devam etti, sonra yanağımın dudağıma en yakın yerinden öptü beni. Telefondakiler arkadaşlarıydı ve artık dışarı çıkmamız gerekiyordu. İki aylık taptaze bir ilişkisi olduğunu bildiğim halde kendime engel olamayıp o cümleyi söylememden dolayı biraz pişmanım, ama başka bir an gelmeyecekti, onunla olmayacaktık, belliydi, biliyordum.
En iyisiydi böyle olması, benim için unutulmaz, küçük tatlı bir anı olarak yaşayacak...
Cumartesi: Cuma gecesi, kendimi unutmak isteyerek uyumuştum. Cumartesi sabahı uykum havuzun serin sularında açıldı. Havuzları sevmezdim ama tatil imkanı yoksa günübirlik kaçamaklar da gerekiyor. Havuz kenarında büfeye doğru yürürken yaşlı bir kadının beni gösteren işaret parmağı gözüme çarptı. Yanındaki genç adama sadece bir an beni gösterdi. Adam, dönüp bana baktı. Gözgöze gelmedik, başımı çevirdim. Birkaç saat sonra kardeşimle havuzda boğuşurken yanımıza geldi, birkaç söz ettik. Öylesine başka taraflara yüzdüm sonra hiçbir şey olmamış gibi. Akşam olup da eşyalarımızı topladığımzda yaklaştı, dönüp gülümsedim, adını söyledi tanıştık. Annesiyle bizi yolun üstündeki bir durakta bırakmayı teklif etti, düşündüm, kabul ettim. Biraz muhabbetten sonra anladım ki, zeka seviyesi benm için oldukça düşük, ama iyi niyetli, iyi aileden yetişmiş, doktorasını yapan bir kimya mühendisiydi. Msn adreslerimizi verdik birbirimize, ayrıldık. O günden beri arayıp soruyor, bense buzdolabı işlevimi gerçekleştiriyorum. Yazık, bula bula beni buldu...
Pazar: Eğer pazar günü boğaz vapuruna binecekseniz saat 10dan önce iskelede olun yoksa bizim gibi neredeyse yer bulamaz duruma düşerseniz. Babam, aile tarihimizde kendini aşarak bizimle gezmelere çıkmaya başladı bu yaz, nedense. Püfür püfür esen yel ile ağrıyan kaslarım serinledi, her milletten insanla tıklım tıkış Anadolu Kavağına gittik. Yokuşun yarısındaki çay bahçesinde oturduk, manzara harikaydı, sessizlik, cırcır böcekleri... Eve gidesim bile yoktu, her yanım ağrımasına rağmen. Dönüşte anneannem ve dedemi alarak akşam yemeğine gittik, her pazar olduğu gibi rakı-balık....... Rakı buz gibi bir nefesti içimde.. O üfledi ben bir başka oldum.. Geceyi, yatağımı zor buldum.... Uyudum uyudum uyudum.........