Pazartesi, Temmuz 13, 2009

Pusulasız

içimdeki paslı pusuladan ne zamandır bir işaret yok. ruhumun kırılganlığı, etimin öfkesine hangi arada dönüştü? hangi zamanda bu kadar uzağa atmışım kendimi?
bilip de susmak, susup da öldürmek böyle bir şey işte.
biliyorum,
kendime öyle bir tokat attım ki, her yanım her yerde...
galiba, böylesini daha çok seviyorum.
herşeyi planlayan bendim, hesapları tamamlayan, uygulayan.. ben yaptım, ben böldüm, ben dağıttım.. başka kimse suçlu değil bu oyunda, tabi maksadımız suçluyu aramaksa.