
"ben giderim ve sen kalırsın" dedi güneş gözümün içine bakarak...
"korkmam mı gerekir" diye sordum arsızca..
"bu anın tadını çıkar, acıtmadan kalbini gidiyorum, gidenlerin en güzeliyim ben, seni mutlu eden ilk ve tek gidişim yaşamında, sev beni"... dedi
"senden büyülendim diyecek sözüm yok başka, yarın yine gel."
işte böyle masumca bir vedalaşma yaşıyoruz ben ve sevgilim güneş, her bahar akşamında erik ağacımın ortaklığıyla..
ve yine yağmur yağdı bu şehre
suskunluğumu böldü şirin şapırtıları
aldım elime kırmızı şemsiyemi
attım sokaklara kendimi
gülümseyerek dolaştım
suskundum, konuşturamadı damlaların sesleri beni.....
bir hikaye biter ve yenisi başlardı bitenin küllerinin tam orta yerinden. aldırmazdı hiçbir gözyaşına, acıya, hüzne, hançere, bıçağa..
ruha dayanır ve oracıkta, işte o eşikte sızlatırdı bünyeyi.
bir hikaye biterdi, tortusu rüyaların isli uzaklıklarında asılı kalırdı.. sevmezdi gülümseyişleri, güz yaprakları gibi titrek ve solgundu olabildiğine..
bir hikaye biter ve yenisi doğardı çığlık çığlığa, şaşkınlığa fırsat bırakmadan..
bir hikaye biterdi, izleri karmaşık ruh yollarında konaklar, bedenin tutuşmasına an kala unutulmaya çabalanırdı bellek tarafından..
hiç yaşanmamış bir hikaye biterdi...
iç çekmelerle, keşkelerle ve hayal dünyasındaki görüntülerle montajlanır ve her gece kalbin perdesine yansıtılırdı..
hiç yaşanmamış bir hikaye biter ve yenisi başlardı bitenin gölgesinde, aynı izlere bata çıka..
her gün batımında aynı yerlerin kanaması işte bundandır....
korkmam mı gerekir?
korkma, sadece sev!